Dijital Çağda Robert Nozick’in Deneyim Makinesi: Gerçek Mutluluk Nerede?

 


Felsefe tarihinin en sarsıcı sorularından biri, 1974 yılında Amerikalı filozof Robert Nozick tarafından sorulmuştu: Eğer size acısız, tamamen haz ve başarı hissiyle dolu sahte bir yaşam sunan bir "Deneyim Makinesi" teklif edilseydi, ömrünüzün geri kalanını bir tankın içinde geçirmeyi kabul eder miydiniz? Faydacılık akımının "insan eylemlerinin tek amacı en yüksek mutluluğa ve hazza ulaşmaktır" iddiasını çürütmek için tasarlanan bu düşünce deneyi, insanların büyük çoğunluğunun illüzyonlar yerine acısıyla tatlısıyla "gerçek" bir hayatı tercih edeceğini öngörüyordu. Nozick, insan ruhunun sadece iyi hissetmekle yetinmeyeceğini; gerçekten başarmak, somut bir karakter inşa etmek ve gerçeklikle doğrudan bağ kurmak isteyeceğini savunarak haz odaklı ahlak anlayışına büyük bir darbe vurmuştu.

​Ancak günümüze geldiğimizde, bu teorik makinenin cebimizde taşıyabileceğimiz kadar küçüldüğünü gördük. Sosyal medya platformları ve onların arkasındaki milyar dolarlık algoritmalar, insan beyninin gerçek bir başarı ile onun yapay simülasyonunu ayırt edememe açığını kusursuz bir iş modeline dönüştürdü. Bir paylaşıma gelen beğenilerin salgılattığı anlık dopamin, sonsuz kaydırma özelliğinin yarattığı hipnotik akış ve filtrelenmiş hayatların sunduğu yapay onaylanma hissi, bizi her gün kendi rızamızla bu dijital "Deneyim Makinesi"ne bağladı. Üstelik bu modern makine Nozick'in hayal ettiği gibi bizi gerçekten mutlu etmediği gibi sürekli bir yetersizlik ve dijital açlık döngüsünde tutarak sadece ekrana bağımlı kalmamızı sağladı.

​Bu noktada dijital dünyanın sunduğu "ucuz ve zahmetsiz hazlar" ile kitap okumak, blog yazmak veya sanatla ilgilenmek gibi "emek isteyen derin mutluluklar" arasındaki farkı görmek önem kazanıyor artık. Kitap okurken zihnimiz aktif bir şekilde çalışıp bir dünya inşa ederken ve eylemin sonunda kalıcı bir zihinsel doyum yaşarken; sosyal medyada tamamen pasif bir tüketiciye dönüştük ve günün sonunda uyuşmuş bir pişmanlıkla baş başa kaldık. Bu iki mutluluk arayışını kıyaslamak, bireyleri yargılamak açısından etik olmasa da bilinçli toplumların bireylerini koruması yönüyle irdelenmeli.
Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder