Körlük - Jose Saramago

1998 Nobel Edebiyat Ödülüllü yazar Jose Saramago'nun en ünlü romanıymış Körlük. Son zamanların en yaratıcı gerilim romanlarından yorumu filan yapılmış. Ama ben hikaye örgüsünü bir türlü oturtamadım kafamda. 

Şöyle ki, olaylar isimsiz bir ülkenin, isimsiz bir şehrinde ve isimsiz insanlar arasında yaşanıyor. İsimsizlik konusu romanın en belirgin özelliği zaten. Yani kitap boyunca hiç bir yerin ya da kişinin ismini okumuyorsunuz. İkinci özelliği ise nokta ve virgül dışında hiç bir noktalama işaretinin kullanılmaması. Ayrıca aynı paragrafın içinde virgülle ayrılmış bir çok cümleyle karşılaşıyoruz. Bu durumu ilk sayfalarda garipsemiştim hatta çeviri hatası gibi algılamıştım ama sonraki sayfalarda yavaş yavaş alıştım. Bir süre sonra da monologlaşan  paragraf bir anda iç sese dönüşüveriyor.


Biraz da hikayenin gerilim dolu kurgusundan bahsedelim isterseniz. İsimsiz ülkenin isimsiz şehrinde bir anda herkes beyaz kör olmaya başlıyor. Yani anlamsız şekilde herkesin gözüne beyaz bir perde iniyor. Görevliler körlüğün bulaşıcı olduğuna karar vererek tüm körleri karantinaya alıyor. Hikayemizin kahramanları, biri çocuk yedi kişi de ilk kör olan kafileyle karantinaya alınanlardan. İçlerinden biri, yani kör olan göz doktorunun karısı körlük salgınından etkilenmiyor. Ancak o da kocasının yanında olabilmek için kör numarası yapıyor. Karantinaya alındıkları akıl hastanesinde durum felaket. Herkes büyük-küçük tuvaletini ortalığa yapıyor, kimse banyo yapamıyor filan. İğrenç bir ekşimsi koku ortalığı sarıyor. Hatta bazıları ölüyor/öldürülüyor ve cesetleri ortalıkta. Okurken bile kusası geliyor insanın, o derece yani. İşte yazarımız o iğrençliğin içine toplu tecavüz sahneleri ve sevişme sahneleri ekliyor. Bu nasıl mide, nasıl bir hayal dünyası arkadaş?

Jose Saramago bu romanında ne anlatmak istedi inanın ben de anlamadım. Körlerin birbirine ettiği zulmü başka kimse etmedi mi demeye çalıştı yoksa insanlığın içi pis ve egoist mi demek istedi. Belki de gören gözlerin körlüğünü göstermek istemiştir, bilemiyorum.  Ama hikaye kurgusu, acaba olaylar nasıl sonuçlanacak merakıyla okutturuyor kendini.

Sevgiyle kalın...
Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.
(Tanıtım Bülteninden)
Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

14 yorum:

  1. Bu merak ettiğim bir kitaptı. Merakımı giderdiğiniz için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merakınızı giderebildiysem ne mutlu bana 😊 teşekkür ederim

      Sil
  2. Benim de merak ettiğim kitaplardan biri. Güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  3. Jose Saramago enteresan bir yazardır. Yazım diline alışık olmayanları ilk başta oldukça zorlar. Ben severek okuyorum Saramago'yu. Sanırım tek sevmediğim kitabı Magara idi. Aslında Körlük yerine Kabil adlı kitabını okumanı önerirdim ben. En son Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş adlı kitabını okumuştum. O da konu bakımından enteresandır. Ayrıca Portekize gittiğimde özellikle kitapçılarda Saramago'nun kitaplarına göz attım. Yazarın orjinal tarzı sadece nokta ve virgül kullanmak. Sadece diyalogları Büyük harf ile başlatıyor. Ona alışınca kim ne demiş daha anlaşılır oluyor.
    Velhasılıkelam enteresan bir yazardır Saramago.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce Demokrasi Öldü mü? Kitabını okumuştum ve içi dolu ama derleme gibi gelmişti. Evet aslinda yazım tarzı çok garip ama duyguları da dibine kadar yaşatıyor. Ilginç. Kabil kitabıni da not aldım bu arada, teşekkür ederim 😊

      Sil
  4. Zor bir kitap anlaşılan. Nokta ve virgül dışında başka noktalama işareti kullanılmaması. Konusu. Yazarın dili.Farklı bir şeyler okumak istiyorum diyenler için gibi geldi bana :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor demeyelim de farklı. Alışmak biraz zaman alıyor :)

      Sil
  5. Ön yargılı olduğum ender kitaplardandı. Maalesef o ön yargım iyice pekişti :) Bazı kitaplar ya okunmak için doğru zamanı bekliyor ya da cidden bana göre değil. Yüzyıllık Yalnızlık gibi. O kitap konusunda da hem fikirdik diye hatırlıyorum. Sanırım bu kitabı da okumayacağım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Yüzyıllık Yalnızlık kitabında ben de çok zorlanmıştım. O nedenle haklısın. Kendini hazır hissetmediği kitaba başlayarak okuma zevkini öldürmeye hiç gerek yok. :)

      Sil
  6. Merak ettiğim, sırada bekleyen kitaplardan. Bugün burada bir ön seyirini izlemiş oldum, dilerim en kısa zamanda okurum da. Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım size hitap eden, çok seveceğiniz bir kitap olur... :))

      Sil
  7. yakın zamanlarda okumuşuz Körlük'ü.. yeni bir yazar ve farklı bir tarz ile tanışma bakımndan çok keyiifli bir o kadar da düşündüren bir okuma oldu benim için. "Görmek" i de tavsiye ederim eğer okumadıysanız.. bana da beklerim.

    kitaplarimolmadanasla.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gormek'i okumadım. Tavsiyen için teşekkür ederim. Ilk fırsatta mutlaka blogunuza gezinti yaparim. Bakalım neler varmış :)

      Sil