Yaş ilerledikçe paranın hükmünün azaldığını söylerler. Bin liralık saatle yüz bin liralık saatin, beş yüz binlik arabayla on milyonluk arabanın aynı işi gördüğünü dile getirirler. Aynı şekilde cep telefonundan bahsetmeye bile gerek yok. Amaç gençleri gösterişten uzak tutmak, tasarrufa yönlendirmekse bu düşüncenin başımın üstünde yeri var elbette.
Fakat olgunlaşma süreci bende böyle işlemedi. “Ucuza mal alacak kadar zengin değilim” sözünü gün geçtikçe daha çok içselleştiriyorum. Çünkü ucuzu tercih etmek, vasatın kapılarını ardına kadar açmak demek. Bin liralık saatle suya girsen bozulurken, ucuz bir arabayla her an sanayi kapılarını aşındırmak hem zaman hem de hesapta olmayan para kaybı demek. Bunun yerine ihtiyaç listesini daraltıp kaliteyi öncelemeyi mi kanıksasak acaba?
Allah aşkına hayatımızdaki her şeyin sıradan versiyonuna mecbur bırakılıp, kalitenin fazladan ücretlendirilmesini bir düşünün. Nelere maruz bırakılıyoruz? Aracını oto yıkamaya temizlenmesi için veren birinin detaylı temizlik ister misiniz sorusuna sosyal medya paylaşımında verdiği cevap gibi. Yok pis kalsın...



