Korku - Stefan Zweig


Yazarın Satranç, Amok Koşucusu ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitaplarından sonra okuduğum dördüncü kısa öyküsü. Yine okurunu içine hapseden güzel bir öykü daha. Bu kez korkuyu anlatıyor ama anlık bir korkudan bahsetmiyor Stefan Zweig. Hani hiç bitmeyecekmiş gibi olanlar, dizleri titreten, uykuları kaçıranlar var ya onlardan birini anlatıyor.

Yazar 80 sayfalık bu kısa öyküsünde bir kadının en derin korkusunu, iç dünyasını yaşatıyor bize. Kadının iyi ve eğitimli bir kocası var aslında. Zengin de sayılır. Her şey güllük gülistanlık derler ya öyle. Ama kadın yerinde duramıyor ve genç bir müzisyenle heyecan yaşamaya başlıyor. Ah o heyecanlar yok mu... Bir zaman sonra birileri bunun paçasından yakalıyor ve olanı biteni kocasına anlatmakla tehdit ediyor. Kadın, kocayı kaybetmek istemiyor hatta heyecan yaşadığı genci hemen silmeye razı.  Ama olmuyor. Birileri kadını yoldukça yoluyor, paralarını tırtıklıyor. Kadın çaresiz, kadın bitap. Dikkat edin, kadın yaptığından pişmanlık duymuyor, yaptığının ifşa olmasından çok korkuyor. Belki içinizden oh olsun bile diyorsunuz ama kadın acı çekiyor. Anlayın, yapmış bir hata ve geri dönmek için debelenip duruyor. Kocayı ve mutlu yuvayı kaybetme korkusu, sırrını bilenlerden kurtulma telaşı arasındaki tükenmişliği hissedin işte...

Yine blog sözlük, yine güzel bir öykü. Korku ve çaresizlik içinde kıvranan bir kadının iç dünyasını yaşamak istiyorsanız hemen, hiç beklemeden, zaman kaybetmeden bitiriverin.

Sevgiyle kalın...

Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.
(Tanıtım Bülteninden)
Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

10 yorum:

  1. Yazarın henüz "Satranç" isimli kitabını da okuyamadım. Onu okuduktan sonra bu kitabını da listeme alabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence satranç' dan daha iyi ilerleyen bir öykü... ilk sıraya alabilirsiniz

      Sil
  2. Çok fena sevdiğim bir Novelladır.
    Ben ne sonlar üretmiştim kafamda okurken ne cinayetler 🤣🤣🤣

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar mı kızdın kadına :)))

      Sil
    2. :)) Diğer kadından beklentim yüksekti :=)

      Sil
  3. e-Kitap hâlini bulur bulmaz okuyacağım. Son zamanlarda çoğu blogcuda görüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E kitap olarak bulamazsanız ben yollayabilirim

      Sil
    2. Buldum teşekkür ederim. Hem Kavram Yayınları'ndan hem de İş Bankası'ndan buldum. :)

      Sil