31 Mart 2014

Sihirbazlar Çetesi

Sihirbazlar Çetesi


Siyaset gündeminden bunalıp rahatlamak istediğim bir dönemde, 2 gün önce izlemiştim. İş yoğunluğundan dolayı yorumlayıp tavsiye etmek bu güne kaldı.

Film 2013 yapımı. Birbirinden farklı yetenekleri olan 4 ilizyonist esrarengiz şekilde kendilerine ulaştırılan kart sayesinde bir araya gelirler. Atlas isimli ilizyonistin liderliğindeki bu çete gösterileri zamanla çok ünlenir. Çete gösterileri sırasında izleyicileri de kullanarak başka kıtadaki bir bankayı soyup tüm dikkatleri üzerlerine toplar. Bu gösteri FBI ın da peşlerine düşmesine neden olur. FBI ajanı Dyln bunları durdurmak isterken birde ilizyonların  gösterilerini deşifre edip programında yayımlamasıyla ünlü zorlu bir düşmanları daha olmuştur. Çetemiz FBI ın da izlediği canlı bir gösteride, gösterinin sponsoru zengin iş adamının banka hesabındaki paraları izleyiciye dağıtarak ikinci darbeyi de vururlar. Son gösteri ise final olacaktır. 

Bu güzel konusunun ve finalinin yanında illüminatinin reklamı gibi bir film olmuş. Zenginden al fakire ver ve zalimleri cezalandır.

Özellikle ilk sahneye eminim sizde şaşıracaksınız... Tavsiye ederim.

29 Mart 2014

Engelleri Aş !

twitter engelleri aş


Her işte bir hayır vardır. Ülkemizdeki ortalığın toz duman olduğu bu dönemde 'hadi canım bu kadar da olmaz' denilen ne varsa teker teker olmaya başladı. 

Devlet büyüklerimiz sözlerini dinlemeyen sitelere engel koyarak diz çökertmeye çalışırken ortaya ilginç bir durum çıktı. Okan BAYÜLGEN'in Makina Kafa' da söylediğine (onunda avukatlardan aldığı bilgiye) göre kullanıcıların bu sitelere girmesi suç değilmiş. Yani siteye girmek yasak değilmiş ama erişime engel varmış !!!

Olayı bir tarafa bırakırsak, bu karışık konu en çok yazılımcılara yaradı. Benimde kullandığım Tor, dns, vpn benzeri bir çok yöntem olsa da bir Türk yazılımcının geliştirdiği bu programı denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem sürekli yasaklanan dns lerle uğraşmaz hem de tor gibi yavaş takılmazsınız. Özellikle hızından memnun kalacağınızdan eminim.

Program sadece twitter ve youtube engelini kaldırıyor, boyutu da küçük 658.30 KB. İndirdiğiniz programı sag clik yapıp yönetici olarak çalıştır seçeneğiyle başlatmayı unutmayın

Bu video da  hem kısa hemde güzelce anlatmış eleman. Sorun yaşamamak için önce 4 dk lık videoyu izleyin. Bırakın yabancı programları, Türk yazılımcılara destek olun ;)

Programı İndir

21 Mart 2014

Uçurtma Avcısı

Uçurtma Avcısı


Uçurtma Avcısı yazarın okuduğum ikinci kitabı. Daha önce raflardan seçerek alıp okuduğum Ve Dağlar Yankılandı kitabı  ve yazar hakkındaki fikirlerimi paylaşmıştım. Geri bildirimler Uçurtma Avcısı kitabının daha güzel olduğu yönündeydi ve okuma listeme eklemiştim.

Bu kitabıda okuduktan sonra hangi kitabının daha etkileyici olduğuna karar veremedim. Hatta adamın kitaplarını karşılaştırmak yapılabilecek en büyük hakaret olurdu herhalde diyede düşündüm. Hayat skalasının genişliğinden olsa gerek sefalet içinde yaşayan insanları da gurbetçiliği de mükemmel betimliyor. 

Romanlarındaki kurgu ise bugüne kadar okuduğum yazarların çok azında var. Beklemediğiniz anda beklenmedik acılar.

Yazarı bu kadar yücelttikten sonra birazda kitaptan bahsedeyim.  1963 yılında Afganistan da doğan Emir, doğumu sırasında annesini kaybetmiştir. Maddi durumları oldukça iyidir ve hizmetçileri Ali ve Alinin oğlu aynı zamanda arkadaşı (sonradan üvey kardeşi olduğunu öğrenir) Hasan la beraber yaşamaktadır.

Emir çocukluğunda uçurtma avcılığı oynarken, kendisine her durumda yardıma koşan Hasan'a yardım etmez ve bu acıyı ömrü boyunca taşır. Yaptıklarını hatırlattığı için  Hasan'ı görmeye dayanamayan Emir, birde iftira atarak Ali ve Hasan'ın evden gönderilmesine sebep olur.

Kitabın sonraki bölümlerinde ise Afganistan daki rejim değişikliği, Emir ve babasının önce Pakistana sonra da Amerikaya kaçışları, Emir'in kimsesiz kalan Hasan'ın oğlu Sohrab'ı  Afganistandan kurtarması akıcı ve etkileyici bir dille anlatılıyor. 

Roman okumayı sevenlerin sıkılmadan okuyacağı bir kitap. Okumayı sevmeyenler için de filmi çıkmış, internette bulabilirsiniz. Hemen söyleyeyim, genel yorum filmin kitap kadar güzel olmadığı yönünde...

Alın kitaplığınızda bulunsun...

Twetter engellendi ya sonra ?

20 Mart 2014 günü 23:30 sıralarında tweeter e ülkemizden giriş engellendi, üstelik aynı gün Başkanımızın 'twetter mwetter kökünü kazıyacağız' açıklamasından sonra.

Başbakanımızın açıklaması bağımsız kuruluşlarımızın aslında ne kadar bağımsız (!) olduğunu anlamamız bakımından önemli. Durum çok vahim.

Engellemeyi özellikle ironik bir şekilde twetterden savunanların argümanlarına bir bakalım. Efendim aslı astarı olmayan iddialar, montaj kayıtlar twetterden, youtube den piyasaya sürülüyor, alğı operasyonu yapılıyor. Üstelik twetter yönetimi ülkemizin mahkeme kararlarını bile tanımıyor. Nasıl porno siteler, hakaret içerikli siteler kapatılıyorsa twetter da kapatılabilir. Bu Türkiyenin, başkanımızın gücüdür.

Bugüne kadar oyunu AKP ye vermiş ve Başbakana sevgisi olan, gezi eylemleri sırasında da bir çok alanda sokak eylemlerini, vandalizmi eleştirerek Başbakana destek olunması gerektiğini düşünen bir insan olarak ben cevap vereyim. 

Söylediğiniz argümanlar sadece bizde ve Kuzey Kore'de mi geçerli? Dünyanın diğer ülkelerinde hiç mi olmuyor bunlar?

Siz internette porno siteler, terör destekçisi siteler var diye tüm interneti kapatıyormusunuz? Kapanmıyorsa twetterde alğı operasyonu yapan, montaj kaset yayımlayan hesaplar var diye neden tüm twetter ı engelliyorsunuz? Olaya neresinden bakarsanız bakın açıklanacak tek bir tarafı yok.

Peki ya sonra aynı gerekçelerle youtube, facebook vb sosyal ağları da mı yasaklayacağız?

Üstelik bu yasağın çok ta etkili olmadığı, Yurtdışında bizi rezil etmekten başka işe yaramadığı aşikar. Başımızı kuma gömmekten farkı yok...

Bakınız yasayı bilerek onaylayan Cumhurbaşkanımız bile ne düşünüyor;

twetter


Algılamakta zorlandığımız bu savunma durumunu Din nedir kitabında Tolstoy çok güzel açıklamıştı aslında; İnsan birisinin çok tuhaf, akıl dışı meseleleri (dini olsun, siyasi olsun, bilimsel olsun)savunduğunu görünce şaşırıp kalıyor. Biraz daha dikkat edince aslında onun kendi konumunu savunduğunu görüyorsunuz.  

8 Mart 2014

Siyah Lale // Alexandre Dumas

Antik Batı Klasiklerinden olan ve uzun zamandır kitaplığımda bulunan ve bir ara göz attığım kitabı adam akıllı okumak bu günlere nasip oldu. Elimde okumadığım başka bir kitabım olsaydı eminim ki daha başlamamıştım, eminim çok şeyde kaybetmiştim. Kitabı bu kadar ertelememin nedeni arka kapak yazısı. Arka kapak yazısını okudukça aslında kısa bir özet okuduğunuzu anlıyorsunuz. Evet, tam olarak sonunu bildiğiniz bir romana başlıyorsunuz.

Eğer kitabı raflarda gördüyseniz, sonunu bildiğim bir kitabı neden okuyayım yanılgısına kesinlikle düşmemelisiniz. Her şeyden önce okuyucunun gururunu da okşayan oldukça etkileyici ve akıcı bir dili var. 33 bölümden oluşuyor ve her bölüm kendi içinde harikulade. Okurken bir çiçek bu kadar da kutsallaştırılır mı canım duygusu oluşsa da, edebiyatla bir çiçeğin nasıl bir ülkeyle özdeşleştirilebileceğin en güzel örneği bu roman.

Bu kadar ön bilgiden sonra birazda romandan bahsedelim. 1672 yıllarından yani 17. yüzyıl Hollandasında geçiyor ve acı bir olayla başlıyor. Bu yıllarda 7 eyaletin birleşmesiyle Hollanda kurulur. Halklar her dönem kendi içlerinden inandıkları güçlü liderler çıkarır ve yeni kurulan Hollanda için o dönemin önemli şahsiyetleri siyasete atılan Cornelius De Witte ve kardeşi John De Witte dir. Ancak her dönem halk kendi içinden üstün nitelikli liderlerini çıkarsa da bazen şeytan da kötü niyetli insanlara altın tepside fırsatlar sunmaktadır ve tarihi de hep kazananlar yazmaktadır. Her iki kardeş de kazananlar tarafından hain olarak ilan edilirler ve tutuldukları hapishaneden başgardiyanın güzel kızı Rosa' nın da yardımıyla kaçmak isterken halk tarafından linç edilirler. 

Acı linç olayından önce Cornelius De Witte yardımcısı aracılığıyla Vaftiz oğlu* Carnelius Van Baerle' ye bir not gönderir. Carnelius Van Baerle ise zengin bir doktordur ve zamanının çoğunu bahçesinde lale yetiştirerek geçirmektedir. Zamanla yetiştirdiği lalelerin ünü dört bir yana dağılır ve ülkenin her yanından laleleri görmeye turist gelmeye başlar. Bu durum lale yetiştiricisi kıskanç komşusu Isaac Boxel'i rahatsız eder. Üstelik Haarlem Çiçekçilik cemiyeti de Siyah Lale yetiştirene yüklü miktarda ödülün verileceği bir yarışma düzenlemiştir. Kıskanç komşu Isaac linç edilen hain Cornelius De Witte'nin, Cornelius Van Baerle'ye gizli bir not gönderdiği ihbarında bulunarak şikayet eder ve idama mahkum ettirir. 

Geriye kalan bölümlerde ise güzel Rosa'nın bulunduğu hapse gönderilen Cornelius ile Rosa arasındaki aşkı, siyah lalenin Rosa'nında yardımıyla hapishanede gizlice yetiştirilme heyecanı, kıskanç komşu Isaac'ın laleyi çalması, Rosa'nın ödülü kazanması, prensin Cornelius'u affetmesi,  Rosa ve Cornelius un evlenmeleri etkileyici bir dille anlatılıyor.  

Kitabın son cümlesi... Bazen bir insan 'Çok mutluyum.' diyemeyecek kadar çok acı çekmiş olabilir.

* Vaftiz baba hristiyanlıkla ilgili bir terimmiş efendim. Yani birinin vaftiz babasıysanız özetle onun manevi gelişiminden sorumlu oluyorsunuz. Tanrıyı ve İsa'yı ona öğretmekle görevlisiniz.