18 Mayıs 2013

Skype ye Küfür Edenler Kulübü !!!

Tüm kullanıcıların bildiği üzere bundan bir kaç ay önce Msn den Skype ye zorunlu geçiş olacağı duyuruldu. Konuya balıklama atlayan sazanlardan biri de bendim. 

Skype ye geçtik geçmesine ama bu nedir kardeşim. Karşındaki ekrana kocaman bir reklam, tüm ekranı kaplayan kocaman bir sayfa, konuşma geçmişi zaten silinemiyor... Neyse bunlar zevk meselesi ama insan alışkanlıklarını kolay kolay değiştiremiyor. Kısacası sevemedim skpe yi; hatta sevememenin ötesinde nefret ilişkisi bizimkisi...

Bir ara http://www.bilisimextra.com un admini Kadir i skype ye küfü ederken gördüm. Aman Allahım o da ne? Yalnız değilim... Hemen yapıştım yakasına;


Kadir Yolalan
ne demek abi bende sinir olmuştum 3 saat araştırdım bunu bulmuştum


Olay budur !!!

Linkteki dosyayı indirip bilgisayarınıza kurduğunuzda bir üst sürüm uyarısı veriyor. Eger uyarıdaki linke tıklarsanız; üst sürüm indirme linkinin bulunduğu sitede (Google Chrome çevirisi bile anlamaya yetiyor) programın kurulum aşamaları anlatılıyor. Eğer bilgisayarınızdan Windows live messenger dosyalarını kaldırmamışsanız kurulum zaten 1 dakika içinde gerçekleşiyor. Sonra ver elini msn...

Bu kurulum tamamlanıp msn açıldıktan sonra da skype ye veda etmiyorsunuz. İsterseniz skype ile de online olup kullanıma devam edebilirsiniz. Hatta fantazi arayanlar için hem skype hemde msn den online olabilir, konuştuğunuz arkadaşınıza ister skype den isterseniz de msn den cevap verebilirsiniz. Karşı tarafın iletileri hem msn ye hem de skype ye aynı anda düşüyor :)

Selametle

9 Mayıs 2013

Bu İşte Bir Yalnızlık Var

Ya ondadır ya bunda serisinin ikinci ve son kitabı. Git kendini çok sevdirmeden den sonra okuduğum ikinci Tuna Kiremitçi kitabı.

Kahramanımız Mehmet Olcay adında bir gitaristtir. Boşanmıştır ve haftada 1 gün görebildiği, boşandığı eşinde kalan bir kızı vardır. Eski eşinin arkadaşları olan Ayşe ve Orhan isimli evli aile dostları vardır. Orhan ın Ayşeyi terk etmesi sonrasında, Ayşe ile kahramanımız arasındaki elektriklenme romanımızın ana hikayesini oluşturuyor.

Yan olarak da gitaristimizin müzik özürlü birine ders vermesi, ilk bestesini yapması, bir grupla müzik yapması, ev sahibi ile konuşması, Orhan ı aramak gibi küçük hikayeler de var.

Etkileyici bir roman mı? Hayır.

Elinize aldığınız da bir solukta bitirebileceğiniz, okuyucuyu yormayan, zorlamayan bir kitap...

Neşe Karaböcek bunu yıllar önce çok daha güzel anlatmış...


8 Mayıs 2013

Asmaa // Esma

Bana sorulursa Mısır sinemasının en etkileyici filmlerinden biri olmuş. Sevdiği adamın hayali uğruna Aıds hastalığına yakalanan kadının hayat mücadelesi ve kendisiyle aynı kaderi paylaşan insanlar için bir umut olabilmek için harekete geçişi anlatılıyor. 

İnsanlarımızın hatta sağlık sektörü çalışanlarının bile bazı hastalıklar karşısında cahilliklerinin tavan yaptığı ve hasta olan insanların hayatını cehenneme çevirdiği bir dönemde yaşıyoruz. Belki bu bir dönem değil insanlığın varoluşundan beri süre gelen bir olgudur.  Hal böyle olunca bu durumu yüzyıllardır anlayamayan insanlara anlatmak yerine dağlara taşlara anlatmak daha mı doğru olurdu acaba? Mesela şöyle bir deneme yapsak:

Ey Toros dağlarında yaşayan tüm canlılar !!!

Dünya insanlarının ne kadar bencil olduklarının farkında mısınız? Bir farkındalık yaratmak için mutlaka birinin kendisini feda etmesi gerektiğine ne demeli? Üniversite öğrencisi Dilek in Bakan Bayraktarla o meşhur diyaloğu olmasaydı, lenf kanseri insanların ilaçları devletçe karşılanırmıydı sizce? Daha da kötüsü bu kimin umurunda olurdu?  Bir hastalığın ne kadar önemli olduğunun, o hastalığın toplumun ne kadarında var olduğuyla ölçüldüğü bir dünya burası. Bencilliğin zirve noktası!!!

Toplumda bir çok yönden engelli insan var. Kimisi kör, kimisi sağır, bazıları topal yada zihinsel engelli... Saymakla bitmez. Kendileri için hazırlanan hayatta kendi sınavlarını yaşıyorlar. Bu İnanın sayıları bizim gördüğümüzden yada tahmin ettiğimizden çok daha fazla. Bizim onlara bakış açımız yüzünden topluma karışamıyorlar. Defolu mal gibi hayatın en ücra raflarında bekliyorlar.

Filmden bir replikle bitirmek en güzeli sanırım: Beni kendi hastalığım değil, sizin hastalığınız öldürecek...







6 Mayıs 2013

Dün Gece

Hoş geldin, şeref verdin Ya Mevlana deyip de mükemmel bir şiirini paylaşmamak olmaz...

Dün Gece

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
Talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.


Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunusunda
Diyordu aklını başına al.
Hani dün gece aklında tam sırasıydı ya !

Mevlana

Mevlana Karşılama Törenleri

Benim Konya da yaşadığım dönemlerde hiç yapılmayan yeni etkinliklere imza atmaya başlamış Konya Büyükşehir belediyesi. Artık her sene 3-7 mayıs tarihleri arasında Mevlana mızı Karşılama törenleri yapılacakmış. Yeni bir heyecan, güzel bir sahiplenme olmuş. Bu sene de Hz. Mevlana'nın Konya ya gelişinin 785. yıl dönümü kutlamaları yapılıyormuş. 

Etkinlikler hem bir festival havasında şehirde yapılan programlarla hem de sosyal medyada yapılarak herkese ve her kesime duyurulmaya çalışılıyor.    www.benimicinmevlana.com  sitesi kurulmuş ve twitter için de #benimiçinmevlana tagı oluşturularak ses getirilmeye çalışılmış. 

Sanırım Konya artık kabuğunu kırmaya başlamış... Emeği geçen herkese teşekkürler...

5 Mayıs 2013

The Host // Göçebe

Film yorumlardan anladığım kadarıyla bir kitabın uyarlaması. Tam olarak kitap kadar da etkileyici olamamış, eksiklikler varmış...

Dünyamız bilinmeyen bir düşman tarafından istila ediliyor. İstilacılarımız dünya ya bir kase içerisinde ruh olarak geliyorlar. Bu ruhların yaşayabilmesi için de insan bedenlerini ele geçirmesi gerekiyor. Ele geçirilen bedenlerde, bedeni ele geçirilen insanın bilinciyle iletişime geçilerek diğer insanlara da ulaşılmaya çalışılıyor.

İstilacılarımız artık dünyamızda kendi düzenlerini büyük oranda sağlamışlardır. İnsanların yaşanılamaz bir hale getirdikleri dünya da artık tüm canlılar birbirine ve saygılı, herkesin harfiyen kurallara uyduğu, savaşların ve açlığın olmadığı bir yer olmuştur. 

Dünya istilasına karşı koymaya çalışan da çok az sayıda hayatta kalabilen yabani insan vardır. Yabani insan olan baş rolümüz Melanie nin de bedeni de Göçebe isimli bir ruha teslim edilmiştir. Zihniyle iletişim kurarak saklanan diğer insanlara ulaşmaya çalışan istilacılarımıza karşı Melanie direnç göstermektedir. bu iletişim sırasında İstilacı ruhumuz Melanie nin sevgilisiyle olan öpüşme anısından etkilenir ve onun sevgilisine ulaşması için taraf değiştirirerek kaçar.  Ancak bu kez de yabani insanlarımız Melanie nin bedeninin ele geçirildiğini düşünerek onu öldürmek ister.

Özellikle filmin son bölümlerin de duygu yoğunluğu yaşanıyor. İlk kez zombisiz güzel bir bilim kurgu filmi izledim. Ele geçirilen insanlar üzerinde görünüş itibarıyla bir bozulma yada ölümsüzlük durumu olmuyor.  Beni filmden koparan; gökdelenlerin duvarlarına tırmanılan, kafası parçalandığı halde aya kalkıp insanları ısırmaya çalışan absürt sahnelerin olmaması da filmi daha bir insancıl yapmış...

Bilim kurgu severlerin mutlaka izlemesi gereken bir film...


3 Mayıs 2013

Süper Games Teması

İnternette dolanırken bulduğum güzel bir tema. Her şeyden önce renk uyumu tuttum. Aslında oyun teması ama biraz düzenlemeyle istenilen kıvama gelebilir. 

Öncelikle manşet bölümü!!! En çok canımı sıkan konu... Bloga mükemmel bir görsellik katıyor. Burada amaç sitenize gelen ziyaretçilerinize göstermek istediğiniz bölümlerin linkini veriyorsunuz. Her gün onlarca kopyala yapıştır yaparak konu sıkıntısı çekmeyenlerin işine yarayabilir. Ama benim gibi blogunu günlük olarak kullananlar için biraz amaçsız kaçıyor. Bir ara son konuları bağlamayı düşündüm; zaten ana sayfada var, popüler yayınlar içinde hakeza aynı.

Temaya dönersek üst menü bölümü etkileyici. Ben kullanacak olsam yazı karakterini değiştirirdim.

Temanın demo görüntüsü ve indirme linki için tıklayın....