Doğunun Limanları - Amin Maalouf



Kabus gibi geçen on günden sonra bloguma biraz zaman ayırıp okuduklarımı da paylaşmalıyım sanırım. Bu kadar aradan sonra meraklısına güzel bir roman tavsiye edelim.

Amin Maalouf ile ilk kez Doğudan Uzakta kitabıyla tanışmıştım. Yazarın hayatı ve kendini tanımlamasından çok etkilenmiştim. Bu etki bende kitaptaki beklentiyi de zirveye taşımış, kitabını beğensem de beklentimi karşılayamamıştı.  Hayal kırıklığı ile uzaklaştığım yazara elime tesadüfen geçen bu romanıyla tekrar yaklaştım. İyi ki de kitabın kapağını açmışım.  

Doğu'nun Limanları'nı okumaya başladığımızda kendimizi Osmanlı Sarayında buluyoruz. İnsanın aklını yitirmesine neden olan acılara tanıklık edip peşinden sürükleniyoruz. Sonra aklını yitiren Osmanlı Sultanı ile doktorunun peşine takılıp Adana' ya gidiyoruz. Doktorun bir şok sonucu aklını yitiren Osmanlı Sultanını başka bir şokla yani onu hamile bırakarak tedavi etmeye çalışmasına tanıklık ediyoruz. Çevresine göre bahane olan bu yöntem tam çözüm olmasa da annelik duygusunun kısmen işe yaradığını görüyoruz. Sonra çocuklarından bir tanesi yani Osmanlı prensi Adana' da ki halk ayaklanmasında hayatlarını kurtardıkları Ermeni ailenin kızıyla evlendiğine tanıklık ediyoruz. Sonra nur topu gibi üç çocukları oluyor. Ama baba erkek çocuğunun aynı ataları gibi lider olmasını istiyor. Bu baskı artık dayanılmaz bir noktaya geliyor. Ve kurtuluş olarak Fransa' ya tıp eğitimi almaya gidiyor. Ama Fransa' da Nazi işgalcilerine karşı direniş gösteren bir örgüte katılıyor. Her ne kadar aktif olarak çatışmasa da haber taşıma konusunda çok faydalı oluyor.  Ve örgütün içindeki Clara' ya aşık oluyor. İsyandan sonra Beyrut' a döndüğünde kahramanlar gibi karşılanıyor. 

Romanın genel ilerleyişi hakkında spoiler vermeden bilgiler aktarmaya çalıştım. Ama asıl can alıcı, duygu seline sokan nokta anlatımı bıraktığım yerde başlıyor. İnsanı hüzünlendiren, gururlandıran ve kızdıran aklını yitirme ve kendini bulmaya çalışma hikayesi hiç bitmiyor. 

Kitabın dili okuru yormadan doyuran türden. Basit değil ama akıcı, çevirisi de oldukça başarılı.

Okursanız etkileneceğinizden eminim. Hatta mutlaka okumalısınız.

Sevgiyle kalın...
Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

20 yorum:

  1. Orada 57.baskıyı da görünce tamam oldu :) Çok beğenmişsn belli. :) Osmanlı falan beni saran konular :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bendeki 60. baskı Güneş. Okursan beğeneceğinden eminim ama beni ağlattın demek yok sonra :)

      Sil
  2. Lütfen Amin Maalouf Çok iyidir. Bir tanesinide ben tanıttım :) 3 tane sipariş var hangisi okunur bilinmezlik :) silsilesi yapıştı yakama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin özellikle de kitap paylaşımlarını ciddi takip ediyorum. Bu konuda çok iyi seçicisin. Sen yaz ben takip edeyim :)

      Sil
    2. Geçen sefer Amin maalouf bir kitabı var dedim ya sana hani teorisi çok bol olan dur bir ara ben sana onu yazayım bakmam gerekli Hatlar karıştı çok var Bu aralar hiç doğru düzgün okuyamıyorum :( Fenaaa Bitmeyecek öyküyü okumadın hala ben sana demiştim onu oku diye

      Sil
    3. Kitap yok elimde. Önce kitabı bulmam lazım.

      Tamam bulunca tavsiyeni yaz, bekliyorum.

      Sil
    4. Bitmeyecek öyküyse her yerde var İnternete bak daha uygun ....

      Sil
  3. Güzel bir kitaba benziyor, seviyorum böyle anlatımı güzel ve yalın olan kitapları, kitap yorumunuz için ve bizleri bu kitaptan haberdar ettiğiniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumayı sevdirecek bir roman Gökhan. Tavsiye ederim

      Sil
  4. Bende 24. baskısı var. Amin Maalouf'la yolculuğuma Semerkant'la başlamış sanırım Doğunun Limanları ile devam etmiş sonra Afrikalı Leo'sunu okumuştum. Buraya kadar severek okuduğum yazarın Yollarım Başlangıcı kitabını okurken tıkanmış bitirememiştim. Bahsettiğim 4 kitabın içinde en çok sevdiğim ve aradan geçen yıllar sonrasında yazarın en çok aklımda kalan kitapları Semerkant ve Doğunun Limanları olmuştu...
    Eskilere gittim, paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Semerkant'a başladım. Umarım sizin kadar beni de mutlu eder. Teşekkür ederim yorumun ve tavsiyelerin için :)

      Sil
  5. Sanıyorum her yazarla yollarımızın kesişmesi ve sonra ayrılması kaçınılmaz. Benim de Doğunun Limanları ve Afrikalı Leo ile başlamıştı tanışıklığım. Ama sonrasında başka bir yazar devreye girdi, hemen akabinde başka bir yazar.. Tanıdığımız bir yazarla tıkanıklık yaşamamız bazen yazarın kendisinden, bazen de tercüme edilememesinden kaynaklanıyor. Şu an çok sevdiğim bir yazarda tercüme sevimsizliği yaşıyorum. (Konu sapmasından mütevellit özür) Velhasıl Amin Maalouf iyi bir yazardır. Okunulması tavsiye edilir. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, tercüme bence de çok önemli... Yazara atıp tutmadan önce tercümesini de göz önünde tutmak lazım

      Sil
  6. Amin Maaluf'un kitaplarını yıllar önce okumuştum. Aklımda kalan sanki İhsan Oktay Anar'la tarz olarak benziyorlardı. Tekrar okumak lazım, daha neler neler okumak lazım. Çok teşekkürler bu keyifli yazı için:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhsan Oktay Anar'ı bilseydim aklınızda kalanın doğru olup olmadığını söyleyebilirdim ama cahillik işte :)

      Sil
  7. Hımm ben de bilemedim şimdi :) Cahillik derken bana bir atıfta mı bulundunuz yoksa?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır ne münasebet. Cahil diye kendime diyorum, öz eleştiri yani :)

      Sil
    2. Siz cahilseniz ben de cahilim:)

      Sil
    3. :) O nereden çıktı şimdi.

      Sil