11 Ocak 2013

Özgürlük Yazarlari - Freedom Writers

Sınav öncesi sessizlik adı altında bir zaman dilimi ayırarak kendimi film izlemeye adadığım bir dönem olmuştu. Yaklaşık 15 gündür de ders çalışma konusunda kendimi baskı altına almaya çalışıyordum. Bu konuda başarı sağlamış olmalıyım ki daha sınav tarihi bile olmadan ufaktan stres belirtileri kendini göstermeye başladı. Stres durumunu atlatmak içinde özellikle sosyal medyada boşa zaman geçirdiğimi fark ettim. Uzun lafın kısası insan ne kadar yoğun olursa olsun hem rahatlamak hem de kafa dağıtmak için film izleyebilir. Üstelik 24 saat içinde 2-3 saat zaman ayıramayacak kadar da dolu olduğum söylenemez...

Film idealist ve yeni atanmış bir öğretmenin, kozmopolit bir okulda, bir sınıfa toplanmış sorunlu öğrencilerin başına geçmesiyle başlar.  Öğretmen, öğretme çabalarının sonuç vermemesi üzerine, çete savaşları içerisinde kalmış, tek amaçları hayatta kalmak olan öğrencilerle iletişim kurmakla işe başlar. Öğrencilerine günlük tutturmaya başlaması, kitap sevgisini aşılaması ve kendileri gibi zor şartları yaşamış insanlarla buluşturmasıyla bu eğitim süreci tüm heyecanıyla devam eder. Sonunda öğrencilerimizin günlükleri birleştirilerek 'Özgürlük Yazarları Günlüğü' adında bir kitap çıkarılır. İdealist öğretmenlerin veya öğretmen adaylarının mutlaka izlemesi gereken akıcı bir film...


Filmin özellikle eğitimin, öğretimden önce gelmesi gerektiği vurgusu etkileyici... Böyle bir eğitimin olması mümkün mü tartışılır ama ben de ülkemde ilkokul öğrencilerinin yazdıklarından oluşturulmuş bir kitap gördüm. Ülkemde de idealist insanların olduğunu bilmek gerçekten güzel !!!

1 Ocak 2013

Bakkal Amca Bir Din Ver !

Bakkal Amca Bir Din Ver !

Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.
Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın,
Her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın...

Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,
Ama bayram gelince, karışmasın rakıma.
Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler,
''Ne yani.. Biz müslüman değil miyiz?'' desinler..

Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı,
Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı,
Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı,
Böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı...

Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz,
Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz
Eğer fetvâ verirse, şu senin 'Süper Beyaz',
Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...

Bakkal amca bir din ver; zorda "Allah" diyelim, 
Açılınca kapılar, "Haydi Yallah" diyelim. Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon,
Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...

Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın,
Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın.
Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın,
Ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın...

Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler,
Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler...
Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım,
Kadehleri duayla, birbirine vuralım...

Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!)
Memleketin şu hali, ne olacak soralım.
İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya,
Allah rızası(!) için, pamuk eller kasaya...

Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün,
Ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün.
Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun,
Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun...

* * *
Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize,
Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize.
Madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan,
Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..

Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu,
Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu,
Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar,
Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar...

Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini,
Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini.
Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi,
Korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi...

Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet,
Dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet.
Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar,
Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar...

Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın,
Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın,
Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın,
Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın (!)

Dostlarım! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim,
Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün,
Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...

CENGİZ NUMANOĞLU
(1997)