İttihat ve Terakki Cemiyeti - Kazım Karabekir


Kazım Karabekir Paşa'nın anılarını okumak isterken dönüp dolaşıp yine II. Abdülhamid' e geldim. Özellikle kendisini sağcı olarak tanımlayan kesim tarafından üzerine toz kondurulmayan, ileri görüşlülüğü ve zekasıyla hasta adamın ölümünü 33 yıl erteleyen lider.

1876 yılında amcası Abdülaziz tahttan indirildikten hemen sonra şüpheli bir şekilde ölür. Bu ölüm sonrasında abisi V. Murat tahta çıkar ancak 3 ay gibi kısa bir süre sonra ruhsal bunalıma girdiği gerekçesi ile o da tahttan indirilir. Bu olay sonrasında II. Abdülhamid taht değişimlerinde büyük etkisi olan Mithat Paşa ile Meşruti yönetimi ilan edeceği konusunda anlaşarak tahta çıkar. İlk iş olarak da Mithat Paşa'yı sadrazam yapar ancak 2 yıl sonra Kanuni Esasi' nin kendisine verdiği yetki ile Kanuni Esasi' yi rafa kaldırır ve Mithat Paşa'yı sürgüne gönderir. Bu tarihten sonra da istibdat dönemi olarak tanımlanan tek adam yönetimi başlar.

Kazım Karabekir Paşa işte bu istibdat yönetiminden başlayarak 31 Mart olayına kadar olan kısmı anlatıyor hatıralarında. Daha harp okuluna girmeden abisinin evlerine gizlice getirdiği kitaplardan II. Abdülhamid' e karşı yapılan gizli faaliyetlerden ve bu işin ne kadar tehlikeli olduğundan haberdar oluyor. Ancak abisinin telkinleri ile hiç bir faaliyete katılmıyor. Harp okuluna girdikten sonra ise kendisi gibi padişah karşıtları ile yakınlaşmaya başlıyor ve merkezi Selanikte bulunan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyetine giriyor. Harp okulunu ve Kurmay okulunu birincilikle bitiriyor. Sonrasında bir kaç arkadaşı ile birlikte cemiyetin İstanbul Şubesini açıyorlar. Güvenilir kişileri yemin usulü ile Cemiyete almaya karar veriyorlar. Katılmayı kabul eden kişilerin gözleri bağlanarak bilemeyeceği bir yere götürüyor, orada yemin töreni düzenleniyor ve tekrar gözleri bağlanarak mekandan uzaklaştırılıyorlar. Böylece her yerde bulunan II. Abdülhamid'in fedailerine yakalanmıyorlar. Bir süre sonra da Karabekir Paşa'nın emrinde cemiyetin fedai birliğini kuruyorlar.

Cemiyetin gizlilik yöntemlerini ve yemin usullerini tüm ayrıntılarıyla bu sayfada anlatmak mümkün değil. Ancak hatıratlardan Karabekir Paşa'nın II. Abdülhamid'i, Yıldız sarayına kapanmış, zorba, güvenilmez ve cahil biri olarak tanımladığını görüyoruz. Hatta padişahın tahttan indirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak sonrasında II.Abdülhamid'e suikast düzenlemenin hem kendileri hem de cemiyeti için kötü sonuçları olabileceğini düşünerek vazgeçiyor. Asker kimliği ile yaptığı gezilerde Bulgarlar başta olmak üzere tüm grupların padişahın öldürülmesi ya da kendiliğinden ölümü sonrası için yoğun bir hazırlık içinde olduklarını ancak Türklerin herhangi bir hazırlığı olmadığını fark ediyor. Karabekir' in tespitlerine göre askerin elindeki silahlar eski, asker perişandır. Rüşvet her yerde alıp başını gitmiştir. Karabekir Paşa artık ordunun her biriminden güvendiği kişileri cemiyete alarak askeriye içinde yapılanmaya başlar.

II. Abdülhamid sarayının dibinde kendisine karşı gizli yapılanma olduğunu anladığında iş işten geçmiştir. Öyle ki Cemiyetin Selanik merkezinden gelerek padişahla görüşen heyet, Padişahın amcası gibi azledilerek öldürülmekten korktuğunu söylemektedir. Tarihler 23 Temmuz 1908' i gösterdiğinde 2. Meşrutiyet ilan edilir. Padişahın hafiyeleri 2. Meşrutiyeti padişahın lütfettiği propagandasını yayarken, İttihat ve terakkiciler ise bunun kendilerinin başarısı olduğu propagandasını yapmaktadır. Karabekir Paşa ise II. Abdülhamid' e kesinlikle güvenilmemesi gerektiğini, Padişahın gücü ele geçirince ilk fırsatta 1. Meşrutiyette olduğu gibi tekrar istibdat yönetimine geçeceğini savunmaktadır.

31 Mart Olayı - Yıldız Sarayı Çalışanları Tutuklanıyor

Tarihler 13 Nisan 1909 u (31 Mart 1325) gösterdiğinde gerici bir ayaklanma başlamış, Edirne'den hareket eden Karabekir Paşa Topçu kışlasını teslim almıştır.

Son söz; tarihi hatıratlardan okumak olayın tarafının neler düşündüğünü daha iyi anlamayı sağlıyor. Mesela Mustafa Armağan' ın Abdülhamid' in Kurtlarla Dansı kitabında anlatılan kurtlardan bazılarının milli mücadele kahramanlarından olduğunu öğreniyoruz ve kusursuz padişah profili sönüveriyor.

Eğer yakın tarihimize meraklıysanız bol dipnotlu ve ayrıntılı bir İttihat ve Terakki cemiyeti sizi bekliyor demektir. Üstelik neredeyse atılan her adımın kayda alındığı, isimlerin ve mekanların açık açık yazıldığı yakın tarih kitabı.

Keyifli okumalar...
Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

6 yorum:

  1. mustafa armağan'ı çok ta şey yapmamak lazım diye düşünüyorum , çünkü kendisi bir miktar KURGULU tarih yazıyor diye düşünüyorum , ama kaynağından okumak her zaman güzel. ben de bu alanda yeni yeni okumaya başlıyorum ama , naçizane fikrim bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi günümüz yazarlarının taraflılığını anlıyorum da tarih yazarı neden taraflı olma gereksinimi duyar ki... Garip değil mi. Naçizane fikrinizin her ikisine de katılıyorum Eylem hanım

      Sil
  2. Tarihe ayrı bir ilgim var.O yüzden bu kitabı değerlendirmek isterim.Emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihe ilginiz varsa kitap sizi etkileyebilir. Teşekkür ederim

      Sil
  3. Lise döneminde tarih dersine ayrı bir ilgim vardı,tarihsel kitapları da okurdum ama artık eskisi gibi değil hiçbirşey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorlanabilirsiniz ama anlatım ders kitabı gibi değil. Size tavsiye edip etmeme konusunda kararsız kaldım 🤔

      Sil