Amok Koşucusu - Stefan Zweig


Amok Koşucusu, Stefan Zweig'in Satranç'tan sonra okuduğum ikinci kitabı. Anladığım kadarıyla bir çok yayın tarafından çıkarılmış Amok Koşucusu. Ancak bu kitaplar yüz yirmi küsür sayfadan ve yedi hikayeden oluşuyormuş. Benim elime geçense İş Bankası Yayınlarının çıkardığı ve tek hikayeden oluşan 64 sayfalık bir kitap. Yeri gelmişken söyleyeyim, iş bankası yayınlarının yazı puntoları oldukça küçük. Bu nedenle alışana kadar okumakta oldukça zorlandım, bilginiz olsun.

Amok Koşucusu'nun ne olduğunu merak edenler için de kısa bir bilgi verelim. Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde görülen ilginç bir psikolojik hastalıkmış. Toplu öldürme ya da yaralamalarda bulunan kişilere deniyormuş. Delicesine koşarak önüne gelen her şeyi yok etme durumu anlamına geliyormuş. Bir anlamda sonu ölümle biten cinnet hali. 

Hikayemiz ise, bir gemi yolculuğuna çıkan anlatıcımıza, gemide karşılaştığı esrarengiz adamın başından geçen ve sonu intiharla biten olayları anlatmasından oluşuyor. Genel olarak iyilik yapmanın görev olup olmadığı ve insanın sorumlulukları sorgulanıyor. 

Kitap zaten ince ve alt tarafta okuyacağınız arka kapak yazısı içerik hakkında yeterince bilgi verdiği için daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak şu var ki; bu kısacık hikaye de bile intiharın göklere çıkarılması ve onurlu bir davranışmış gibi gösterilmesi oldukça rahatsız ediciydi. Diğer yandan bir yazarın hikayesinde intiharı bu kadar yüceltmiş olması, yapacaklarının habercisi ve açıklamasıymış aslında.  

Arka Kapak

Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları'nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının “yardım” talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer. 

Abdullah ÖZER
Abdullah ÖZER

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer.

8 yorum:

  1. Zweig kitaplarını seviyorum ama Amok Koşucusu'nu henüz okuyamadım. Yazarın diğer kitaplarına da bir göz atmanızı öneririm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce satranç'ı okumuştum ama inanın başka hangi kitabı var bilmiyorum, karşılaşırsam neden olmasın :) Önerin için teşekkür ederim.

      Sil
  2. Bu yazarın hiç bir kitabını okumadım.Uygun zamanda incelemek gerek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence tam sizlik bir kalemi var 😉

      Sil
  3. Yazar, beni de pek etkileyemiyor :D

    YanıtlaSil
  4. Bütün kitapları /yazarları seveceğiz diye bir durum yok , bir iki de böyle olsun. Hem bazen eleştiri de lazım , ne ki şu aralar her elemanın elinde yazar , popülerlik zirve yani :D keyifli okumalarınız olsun :)

    YanıtlaSil