28 Kasım 2014

Tahribat.com davetiyesi için teşekkürler Zülfü Mehmet ÖZÇİFÇİ

Tahribat.com davetiyesi

Tahribat.com'u anlatmaya gerek yok aslında ama ben yine de kısaca bahsedeyim. 2001 yılında kişsel bir site olarak kurulan site bugün artık kocaman bir portal olmuş. Doyum noktasına ulaştıktan sonrada-hangi tarihten beri bende bilmiyorum- yeni üye alımını durdurmuş, daha doğrusu eski bir üyenin davetiyesi şartına bağlamış. Bu şart siteyi daha olgun ve kaliteli hale getirmiş.

Benimde fırsat buldukça tıkladığım siteye işte tam bu nedenle, bugüne kadar mechul bir kişi olarak ziyaretlerde bulunuyordum. Taa ki 5 gün kadar önce http://zulfumehmet.com dan Zülfü Mehmet'e ulaşana kadar...

Kendisine bir kez de buradan teşekkür ediyorum... 

22 Kasım 2014

3. Dünya Savaşı- Hakan Yılmaz Çebi

Hakan Yılmaz Çebi

Anladığım kadarıyla bütün dinlerin buluştuğu nokta kıyametten önceki son büyük savaş. Kimine göre Armagedon birçoklarına göre de 3. Dünya Savaşı. Yazarımızda konuya tam bu noktadan, din üzerinden Tevrat' ı ele alarak bağlanıyor. Çeşitli ayetlerden örnekler vererek yahudilerin psikolojisini anlamamızı sağlıyor. 

Tevrat'a göre tüm mezapotomya bölgesi -bizim diyarbakırda dahil- Allah tarafından yahudilere hediye edilmiş topraklarmış. Birçok ayette de vaadedilmiş miş buralar. Yazar yahudilerin bu konuyu bilinçli olarak kendilerine yonttuklarını, olayın aslının öyle olmadığını, kendince delilleriyle anlatmış.   

Yine Tevrat a göre gelecekte tüm dünya Birikmiş Milletller adıyla tek bir devlet olacakmış aziz blog okuyucularım. Bu günkü dünya düzenimizde işte bu ideoloji peşinde koşan insanlar tarafından oluşturulmaya çalışıyormuş. Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Para Fonu yani meşhur IMF gibi kurumlar hep bu dünya devletinin kurumlarıymış aslında. İşte bu nedenle IMF nin eline düşen devletler ihya olmuyormuş, önce özelleştirme adıyla ülkenin mal varlığı sattırılıyormuş sonra o ülkeyi istedikleri gibi yönetiyorlarmış. 

Ab Bayragıİlerleyen sayfalarda bizim Avrupa Birliği serüvenimize getiriyor konuyu. Bizi almayacaklarmış ve bekletebildikleri kadar kapılarında bekleteceklermiş. Birliğin hristiyan yapılanması olduğu bayraklarındaki dini ögelerden oluşan sembollerden belliymiş. hikayeside şöyle; AB kurulduğu sıralarda nasıl bir bayrağımız olsun diye kafa patlattıkları bir dönemde, önemli bir şahsiyet yolda yürürken Meryem Ana keykelini görür. Heykelin başında 12 yıldız ve arka fonda mavi bir gökyüzü. Beyindeki ampul bir anda yanar ve bu fikri arkadaşına söyler. Burdan da anladığımız üzere bayraktaki yıldızlar AB yetkililerinin söylediği gibi birlik beraberlik, sıkı bağ anlamlarına filan gelmiyormuş...

Kitabın son bölümü ise İsrail' istihbaratı üzerine ayrılmış. 4 ana bölümden oluşuyormuş ve en önemli bölümü yahudileri vaadedilmiş topraklara göçe zorlayan- teşvik eden birimiymiş. 

Son olarak da dünyadaki tüm yahudiler gönüllü birer israil ajanıymış.

Yazarımız arkadaş ortamlarında bu işin aslını ben biliyorum, dinleyin beni,  inanın bana edasında. Yine birçok bölümde tanıdık bazı yöneticilerimize de laf çakmayı ihmal etmemiş... 

10 Kasım 2014

Cengiz Han - Aytekin Gezici

Aytekin Gezici
Cengiz Han yada gerçek ismiyle Temuçin. Tarihin en tartışmalı isimlerinden biri olduğu muhakkak.  Günümüzde Tatarların baba olarak gördüğü bu şahsiyet bir çok kişi tarafından kara bir leke... "Taş üstünde taş omuz üstünde baş kalmayacak"  sloganını benimseyen bir ordu komutanı...  Kitap kahramanlıkla canilik arasında gidip gelen bu adamı tüm yönleriyle anlatma iddiasında.

Daha 12 yaşındayken babası öldürülen Temuçin artık kabilesinin reisi olmuştur.  Ancak kabilenin tüm bireyleri 12 yaşında bir çocuğu reis olarak kabul etmezler ve terkederler. Temuçin ve ailesini zor günler beklemektedir.  Ormanda avlanarak ve meyve ağaçları ile beslenerek hayata tutunmaya çalışırlar.  Hatta avladıkları bir hayvanı paylasma konusunda anlaşamadıgı öz kardeşini öldürür, hayatı boyunca da pişmanlık duymaz. Yazara göre Cengizhan karakterinin oluşmasında zor geçen çocukluk dönemi etkili olmuştur.

Yazar kitabın başlarında uzun uzun aile bağları uzerinde dururken ilerleyen sayfalarda acımasız bir Cengizhan karşımıza çıkıyor.  İşgal ettiği yerlerde bırakın insan canlı hayvan , saglam bina bile bırakmıyor. Kütüphaneler talan ediliyor, zanaatkarlar dışında (şehir kendiliğinden teslim olsa dahi) canlı kalmıyor.  Yazar bu caniligin yanında savaş kaybetmeyen askeri dehaya oldukça hayran...

Son bölümlerde ise Cengizhan yasalarını irdeliyor. Mesela habersiz ulagını değiştirmenin cezası gibi idamı gerektirecek bir çok basit suç... Ordunun gevşemesine neden olacak nerdeyse her suçun cezası idam.

Genel olarak dipnotlarla beslenmiş dolu bir kitap olsada ham hâliyle piyasaya sürülmüş.  Bir cok yerde cümle ortasından kesilerek paragraf başı yapılmış.  Son kontrol yapılmadan özensizce piyasaya sürülmüş...