24 Ağustos 2014

Gönlü Yanmış Arif

Gönlü Yanmış Arif

Sinan Yağmur'un Aşkın Gözyaşları kitabından sonra okuduğum ikinci kitap Mevlana ve Şemsi anlatan. Aslında Aşkın Gözyaşları kitabı hakkında yapılan yorumları okurken ağır eleştiri almasıyla dikkatimi çekmişti Gönlü Yanmış Arif. Kitap İranlı akademisyen Nahal Tajadod tarafından kaleme alınmış. Oldukça iddialı ön ve arka kapak tasarımıyla dikkat çekmeyi başarıyor.

Yazar hikayesini Mevlana'nın katibi aynı zamanda varisi olan Hüsameddin'in ağzından anlatıyor. Alışılmışın dışında ve Evliyalara toz kondurmak istemeyenler için  de rahatsız edici. Mesela Sinan Yağmur Mevlana'nın Şems'e yazdığı mektuplarla birbirlerine duydukları aşka yoğunlaşırken, Nahal Tajadod  Konya ahalisinin yaydığı dedikoduları daha dikkate değer buluyor. Hatta Mevlana'nın Şems yüzünden eşini ihmal ettiğini, Şemsin Mevlana'ya haber vermeden ortadan yok olmasının sebebinin Mevlana'nın Şemsi artık istememesinden kaynaklandığını, Şems gittikten sonra Mevlana'nın eşine tekrar ilgi duyduğunu ve bir gecede 70 kez ilişkiye girdiği iddiaları üzerinde duruyor. Dönem için Mevlana'nın alışılmış hoca profilinden çok farklı olduğunu, ilk kez bir dergahta müzik aleti çaldırdığı ve bunun diğer dervişlerin tepkisini çektiğini, hatta (bugün Konya da Tavus baba olarak bilinen yerde) Meram bağlarını gezmeye gittiği yerde kötü kadın olarak bilinen bir kadının evine tek başına girdiğini, akşama kadar evde kaldığını, içeriden müzik seslerinin duyulduğu ve bu olanların Konya ahalisi tarafından hoş karşılanmadığı ve dedikodulara neden olduğunu anlatıyor.

Yazar Mevlana ve Şems'in hikayesini anlatırken aslında okuyucunun aklının karışmasına neden oluyor ve bunu bilinçli ve isteyerek yapıyor. Kitabın son bölümünü de gelecek eleştirilere cevap olarak ayırmış. Romanı 4 senede yazdığını, kanın süt olabilmesi için bir sürenin geçmesi gerektiğini vurgulayarak romanın akademik bir çalışmanın ürünü olduğunu anlatmaya çalışıyor. Hatta bu 4 senelik süre içinde bir kızı olduğunu ve kızının adını da Mevlana'nın annesinin ismi olduğu için Kiyara koyduğunu belirterek aslında Mevlana'ya olan sevgisini vurguluyor.

Kitabı bitirdiğimde yazara kızmıştım. Son bölümü yani yazarın savunmasını okuduğumda azda olsa hak verdim. Sonuçta yazar modern bir bakış açısıyla yaşananlara bakmaya çalıştığını ve bu konuda eşinden bile eleştiri aldığını anlatıyor. 

Bana kalırsa aynı konu bile olsa her yazar okuyucuya farklı bir yerden bakmayı gösteriyor. Elinize geçerse okuyun...

Nahal Tajadod