29 Ağustos 2013

Blogger de Avatarlı Son Yorumlar Eklentisi

Blog yazarları için bloglarına yapılan yorumlar çok önemlidir. Yapılan her yorum hem yazarın yazma şevkini artırır hem de ziyaretçisinin en çok hangi gönderiden yararlandığını gösterir. Bunun yanında blogunuzda görsel bir eklentiyle sidebarınızıda daha renkli bir hale getirebilirsiniz. 

Bu düşüncelerle google de küçük bir araştırma yaptım. Benim en çok beğendiğim çalışma http://meftunmede.blogspot.com/2013/05/blogger-avatarli-son-yorumlar-eklentisi.html adresindekiler oldu. Begendiğim stil üzerinde küçük bir düzenlemeyle kendi bloguma uygun hale getirdim. 

Önce kodlara bir göz atalım;

<div id="wrapper">
<style type="text/css">
#wrapper {
     width: 270px!important;   (width: 270px değeri yorumlar eklentisinin genişlik değeridir, genişlik ayarı buradan yapılmalı)
}
.mef_recent_comments li {
-webkit-transition: .5s;
-moz-transition: .5s;
-ms-transition: .5s;
-o-transition: .5s;
transition: .5s;
}
.mef_recent_comments li:hover {
    background: #E0E4CC!important; (#E0E4CC bu kod fare ile üzerine geldiğiniz yorumun arka planında görünen renk kodudur, blogunuza uygun bir kod ile değiştirebilirsiniz)
    border-radius: 100%;
}
ul.mef_recent_comments {
    list-style: none;
    margin: 0;
    padding: 0;
}
.mef_recent_comments li {
    background: none!important;
    margin: 5px!important;
    padding: 5px!important;
    display: block;
    clear: both;
    overflow: hidden;
    list-style: none;
}
.mef_recent_comments li .avatarImage {
    padding: 3px;
    background: #fefefe;
    -webkit-box-shadow: 0 1px 1px #ccc;
    -moz-box-shadow: 0 1px 1px #ccc;
    box-shadow: 0 1px 1px #ccc;
    float: left;
    margin: 0 6px 0 0;
    position: relative;
    overflow: hidden;
}
.avatarRound {
    -webkit-border-radius: 100px;
    -moz-border-radius: 100px;
    border-radius: 100px;
}
.mef_recent_comments li img {
    padding: 0;
    position: relative;
    overflow: hidden;
    display: block;
}
.mef_recent_comments li span {
    margin-top: 3px;
    color: #666;
    display: block;
    font-size: 12px;    line-height: 1.4;
    font-family: arial;
}
</style>
<script type="text/javascript">
//<![CDATA[
    // Recent Comments Settings
    var
    numComments    = 5,
    showAvatar     = true,
    avatarSize     = 45, (avatarSize değeri yorumda görünecek avatarın boyutunu gösterir)
    roundAvatar    = true,
    characters     = 40, (Anasayfadaki yorumda görünecek karakter -harf- sayısını gösterir)
    showMorelink   = false,
    moreLinktext   = "More ?",
    defaultAvatar  = "http://img1.blogblog.com/img/anon36.png", (Bu adres anonim yorumcunun avatar resminin alındığı adresi gösterir. İstenirse değiştirilebilir)
    hideCredits    = true;
//]]>
</script>
<script type="text/javascript" src="http://meftun-mede.googlecode.com/files/blogger-recent-comments.js"></script>
<script type="text/javascript" src="(buraya kendi blog adresinizi yazmalısınız)/feeds/comments/default?alt=json&amp;callback=mef_recent_comments&amp;max-results=5"> (5 değeri anasayfada gösterilecek yorum sayısı değeridir)
</script></div> 

Bu kodları kendinize göre düzenledikten sonra kırmızı ile bıraktığım notları silebilirsiniz. Daha sonra blogumuzun yönetim paneline giriyoruz.

Yerleşim  > Gadget ekle > HTML/Javascript e gelerek yukarıdaki düzenlediğimiz kodları yapıştırıp kaydediyoruz. 

Selametle kalın...

24 Ağustos 2013

Hiç Kimse Sıradan Değildir

Roman okuyarak rahatlamak istediğim bir dönemde kitapçının önünden geçerken, ön araştırma yapmadan rastgele seçtiğim bir kitap. Orjinal adı I am The Messenger (Ben Elçisiyim). Çevirmen içeriğine uygun olarak Hiç Kimse Sıradan Değildir ismiyle Türkçe ye kazandırmış.

Edward Kennedy kısaca Ed 19 yaşında bir taksi şöförüdür. En büyük eğlencesi  Marv, Audrey ve Ritchie ile birlikte kağıt oynamaktır. Bir gün tesadüfen bulunduğu bankada acemi bir banka soyguncusunun yakalanmasına şahit olur ama basın onu banka soyguncusunu yakalayan genç olarak lanse eder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Ed posta kutusunda üzerinde üç adres bulunan bir iskambil kağıdı bulur. Zor da olsa adresleri kontrol etmeye karar verir. İlk adreste iri yarı bir adamın her akşam evinde bir kadına oldukça kaba bir şekilde tecavüz ettiğini, evde bulunan küçük kızın buna çok üzüldüğünü, ikinci adreste yaşlı bir kadının her gün yalnız başına evinde oturuşunu, üçüncü adreste yalın ayak koşan genç bir kızı görür. İlk adresteki kaba adamı posta kutusuna konan bir tabanca ile tehdit ederek kaçırır, ikinci adresteki yaşlı kadının yıllar önce hayatını kaybeden aşkı Jimmy yerine geçerek kadının dert ortağı olur... Ed için iskambil kağıtlarındaki görevler tamamlandıkça posta kutusunda yeni adresler, yeni görevler gelmektedir. Son gelen adres ise kendi evi olacaktır. Bu kartları göndereni banka soygunuyla ilişkilendirilerek sürpriz bir son yazılmaya çalışılmış.

Ed gibi sıradan bir insanın bile, isterse çevresindeki insanların hayatına yaptığı küçük dokunuşlar ve bu dokunuşların doğurduğu sonuçlarla bir çok insanın hayatını etkileyebileceği gösterilmek istenmiş. Benim içinse istenirse ve doğru yöntemle her insanın kalbine girilebildiğidir. Mesela  Ed birbirinden öldüresiye nefret eden iki kardeş için küçük kardeşi bir köşede sıkıştırıp güzelce pataklamış, daha sonra da abisine telefon açarak kardeşinin yerini söylemiştir. Bunun üzerine birleşen iki kardeş ve arkadaşları Ed i bir güzel pataklamıştır. Bir papaza yardım etmek içinse Pazar ayininde bedava bira reklamıyla herkesi kiliseye doldurmuştur. daha sonraki görevinde annesinin kendisinden neden nefret ettiğini öğrenmiştir...

Okunabilecek güzel bir roman. Tavsiye ederim...

10 Ağustos 2013

Gizli Örgütler

Ne kadar çok şey bilir ya da
biliyormuş izlenimi yaratırsanız,
O kadar güçlenirsiniz.
Bildiklerinizin doğru olup olmadığının
bir önemi yoktur.
Asla unutulmamalıdır ki
önemli olan bir sırra sahip olmaktır.

UMBERTO ECHO

Yazar Haşhaşiler, Tapınak Şövalyeleri, Siyon Manastırı, Druitler ve Gnostikler, Kabala, Rozenkreuzcular, Triadlar, Yakuza, Wicca, Kuru Kafa ve Kemikler örgütlerinin kuruluşu, örgütlere kabul edilme yöntemleri, kurucuları ve faaliyetleri hakkında bilgi vermiş.

Gizli örgütlerden tek tek bahsetmeden önce kayda değer bazı tespitlerde bulunmuş. Resmi oluşumların örneğin bir devletin yapısı hiyerarşi şeklindedir. Cumhurbaşkanı-başbakan-bakanlar- genel müdürler- daire başkanları-müdürler-amirler-memurlar şeklinde kaba taslak anlatabileceğimiz bir yapısı vardır. Oysa gizli örgütlenmelerde özellikle de dini temelli örgütlenmelerde bu yapının dairesel olduğu görülmektedir. En dışta genellikle herkesin kabul edildiği birbirinden habersiz sayısı bilinmeyen daireler ve bu dairelerin bağlı olduğu bir üst seviye vardır. Bir üst seviyede de yine benzer bir yapıyla kendinden üsteki diğer bir daireye geçiş vardır. Böylece lidere giden yolun kaç katmandan olduğu, her katmanda kaç daire ve bu yapılanma içinde kimlerin olduğu çoğu zaman tam olarak örgüttekiler tarafından bile bilinemez. Yine en tepedeki insanın doğa üstü ya da normal insanlarda olmayan üstün meziyetleri olduğuna inanılır ve koşulsuz bağlanma vardır.

Olayın diğer bir yönü ise aslında zararsız olan gizli örgütlerin ortaya çıkış şekilleridir. Zamanın egemen güçleri tarafından inançları ya da yaşam biçimleri kabul edilmeyerek yok edilmeye çalışan insanlar normal yaşantılarını gizli yapmaya başlıyorlar. Böylece oluşan gruplar yolda karşılaştıklarında diğer insanlar tarafından deşifre olamamak için gizli selamlaşma işaretleri kullanmaya başlıyorlar. Fakat bu gizlilik sıradan insanlar tarafından kuşkuyla karşılanıyor. 'Eğer kötü emelleri yoksa neden gizliler' düşüncesinin yanında gizliliğin oluşturduğu merak bu oluşumları daha da esrarengiz bir şekle büründürüyor. Yine Hristiyanlığın ilk çıktığı dönemlerde insanların yeni doğan kız çocuklarını sofradan bir boğaz eksiltmek amacıyla sokağa atarak ölüme terk etmesi yaygın bir gelenekmiş. O dönemde gizli faaliyette bulunan Hristiyanların bu çocukları toplaması taraftar kazanma (yetiştirme) olarak algılanmamış, bu çocukların gizli kabul törenlerinde kesilerek gruba yeni katılanlara yedirildiği inancı yaygınlaşmış. Çünkü herkesin sofradan boğaz eksiltmek için sokağa attığı bir çocuğu kim neden sofrasına alsındı. Hem böylesi daha gizemli oluyordu.   

Dikkate değer bir çok konu üzerinde durmuş. Örneğin haşhaşileri değerlendirirken müritlerini gizli bahçeye kurduğu gizli cennetle kandırdığını ve müritlerin ölünce bu cennete gideceğim duygusuyla korkusuzca her istenileni yaptığı, hatta liderleri Hasan Sabbahın bir işareti ile kendini uçurumdan attıkları, sayısız bir çok suikaste imza attıkları, bugün ki suikast fikrinin temellerini attıkları, suikastı gerçekleştiren fedailerin yakalandığında işkence göreceklerini bildikleri halde cennete gitme duygusuyla kaçmadıkları ve kesinlikle konuşmadıkları üzerinde durulmuş. Bu yapılanmanın bugün ki El Kaideye ilham kaynağı olduğu sonucuna varılmış.

Bunun yanında bir çok gizli örgütün kurucusunun sahtekar ve çıkarcı olmasına rağmen gizemleriyle bir çok takipçi kazandıkları, sahtekarlıklarının ortaya çıkmasından sonra bile takipçilerinin hangi gerekçelerle takibe devam ettikleri kendince kanıtlar sunularak uzun uzun anlatılmış.

İlgi çeken bir grup daha var Gnostikler. Zamanın egemen gücü olan hristiyanların baskısıyla faaliyetlerini gizli olarak yürütmüşler. Ruhun temiz olduğu diğer tüm maddesel varlıkların kirli olduğu, bu nedenle insan bedeninin de kirli olduğu temeline dayalı bir inançları var. Zamanla bedenin ve bedensel zevklerin kirli olduğuna, kirli olan bedensel zevklerinde temiz olan ruha zarar verdiğine inanan Gnostikler evlenmişler ama cinsel ilişkiye girmemişler, sadece yaşamaya yetecek kadar yeyip içmişler, tüm zevklerden uzak durmuşlar. Bir süre sonra aynı inanç temelinde başka bir Gnostik düşünce tepki olarak doğmuş. Bunlara göre de Ruh madem temiz ve bu dünya ya ait değil öyleyse istediği gibi yaşamalıdır. Altın pisliğe düşse de değeri kaybolmaz düşüncesiyle tam bir eğlence hayatı sürmüşler. Aynı inanca sahip iki zıt grup ?  

Günümüzde ise gizli örgüt faaliyetleri olarak lanse edilen gayri meşru bir çok olayın aslında meşru hükümetlerin kamuoyuna açıklayamadıkları ve kurdukları gizli yapılanmalar sayesinde gerçekleştirdikleri faaliyetler olduğunu iddia etmiş.

Okumaktan zarar gelmez, konuya ilgi duyanlar okusun bence...

8 Ağustos 2013

İntiharda Polis

Ali Bayram

Gündemi takip edenler belki bir haber programında 1-2 dakikalık haberde duymuştur ya da gazetelerin 3. sayfası görmüştür. 6 Temmuz 2013 de Erol Benzer isimli 37 yaşında, 13 yıllık bir polis memuru İzmir- Çeşme de adliye önünde beylik tabancasıyla intihar etmişti. Bu güne kadar bir çok polis intihar etmişti ancak bunu farklı kılan ardında bıraktığı nottu. Peki ne yazmıştı Erol BENZER intihar etmeden önce arkasında bıraktığı notta. Okuyalım ;

“Polisin de adalete, insan gibi yaşamaya ve insan gibi çalışmaya hakkı olduğunun farkına varılması ve 'Demokrasi adına daha fazla polis yaşamına son vermesin, bu son olsun' diye İzmir- Çeşme Adliye önünde kendimi şehit ediyorum. Umarım işe yarar, sesimiz duyulur, siz geride kalan meslektaşlarım hak ettiği özlük haklarına ve insan hakları ile insani koşullarda yaşayıp çalışma şartlarına kavuşursunuz! Geride bıraktığım 71 yaşındaki annemi oğulsuz, 9 yaşında zaten annesiz büyüyen oğlumu bir de babasız, ailemi sevenlerimi ve sevdiklerimi bensiz bıraktığım için üzgünüm, Ancak meslektaşlarımın geride bıraktığım emanetlerime sahip çıkacaklarından da şüphem yoktur."


Meslektaşlarına iki değerli emanet bırakmıştı. Devlet intihar nedeniyle geride kalanlara ya yardım yapmıyor yada yardımlar cüz i tutuluyor, çözüm intiharda aranmasın diye. Sonuç olarak var olma mücadelesi veren Emniyet Sen 9 yaşındaki ufaklığın eğitim masraflarını karşılama kararı almış. Bu kitap ta Erol BENZER in hayatından esinlenilerek polis memuru Ali BAYRAM tarafından yazılarak geliri bağışlanmış.

Kitap intihar eden başka bir polis memurunun ağzından yazılmış. Meslek hayatı boyunca İntihar eden polislerin intihar sebeplerini mobing, ekonomik sıkıntılar ve meslek şartlarının zorluğuna dayandırılmış. Hikaye boyunca 3-4 polisin intihara sürüklenme süreci ve intiharları anlatılmış. İntihar eden asıl karakter ise Erol BENZER ile bir otobüs seyahatinde tanışıyor ve yol boyunca uzun uzun polisin sorunları hakkında konuşuyorlar.

İki eleştirim var. Birincisi roman dili etkileyici değil. Bende okusam da olur okumasam da havası yarattı. Konuya ilgi duymayan birinin kitabı bitirebileceğini sanmıyorum. İkincisi ise İntiharın meslekle ilişkilendirilerek çözüm gibi sunulması. 

Umarım sadece polis değil tüm insanlık, insanca yaşayacağı hayat standartlarına kavuşur bir gün...